KONUŞ BENİMLE

Hayali olmayan giremez!

Archive for the ‘Genel’ Category

Hayallerim, Yollar ve Ben

Posted by Ozlem Ercan Ocak 30, 2010

En son nerede kalmıştık? Evet, ben hayallerimi gerçekleştirmek üzere uzun bir yolculuğa çıkmıştım.

Hayallerim, hedeflerim ve ben… Onca araştırmadan, koşuşturmadan, uykusuzluktan sonra nihayet Antalya’dayım.

Yapmak istediğim işlere başladım. Başka birisi için çalışmayı bıraktığımdan beri kafam boşaldı sanki. Bir süre proje üretiyorum, birdenbire aklıma bir şey geliyor, “Evet bunu da denemeliyim!” diyorum ve başlıyorum tekrar araştırmaya.

Yine de bu hayatın en güzel yanı bu değil. İşi bırakıp başka bir şehre taşındığımdan beri hayatımda güzelleşen bir şey daha var:

Arkadaşlarımla çok daha sık görüşüyorum. İstanbul’dayken kimseyle doğru dürüst görüşemediğimden yakınıyordum.

İnanır mısınız, bu isteğim bile gerçek oldu. Şimdi her ay İstanbul’a gidiyorum, arkadaşlarımla, dostlarımla, kuzenlerle, teyzemle daha çok görüşüyorum.

Bir ay  mesela arkadaşlarla ada programı yapıyoruz. Sabahtan gidip, öğlene doğru “neler yaptın, neler ettin, nasıl gidiyor” şeklinde demlenmeyle başlayıp, üniversite yıllarından – Beyoğlu’ndan, Nevizade’den girip, şimdi kimler nerelerde muhabbetleriyle devam ediyoruz. Dönüşte yüzümüzde sıcak anılar, ağzımızda anason tadı 🙂

Başka bir gün teyzemle ikimiz çıkıyoruz. Teyzem de eski toprak, rakıdan başka bir şey zor içer. Onunla da hayallerden, zamandan, yapılanlardan ve henüz yapılamayanlardan konuşuyoruz. Devamında yine ağzımızda aynı tad, İstiklal’i turlamadan eve dönmüyoruz.

İşte böyle, zannederdim ki hedeflerimi gerçekleştirmeye çalıştıkça iyice bunalacağm, kafamı kaldıramaz hale geleceğim. Hayır! Tam aksine kafam o kadar rahat, ben o kadar mutluyum ki…  Benim için zaman çok güzel akıyor, rahat, sakin, yavaş… Hiç acelem yok, beni sofradan kaldıracak, muhabbetten alıkoyacak bir şeyim yok…

Hani klasik bir laf vardır: “Bu kadar güzel olacağını bilseydim, daha önce yapardım” diye. Gerçekten bu kadar güzel olacağını bilseydim, daha önce yola çıkardım, daha fazla güzel anım, rakı-balık muhabbetim olurdu. Tabii ki eve dönerken ağzımda anason tadı, yüzümde sakin bir gülümseme…

Bir de ekstra not: Geçen haftalarda Akdeniz Üniversitesi’ne gittim. İnanılmaz büyük bir yeşil alan, yeşilliğin sonunda tepesi karlı dağlar, turuncu-kırmızı bir gün batımı ve fakültenin önünde toplanmış gençler, ellerinde birer kadeh rakı. Hem konuşuyorlar, hem de bu güzelliği seyrediyorlar 🙂 Çok yakın bir zamanda bir sürpriz yapıp, tekrar üniversiteye başlarsam sakın şaşırmayın 🙂

Reklamlar

Posted in Genel | Etiketler: , , , | 1 Comment »

Anlam ve hayat

Posted by Ozlem Ercan Mayıs 26, 2009

Eğer şu anda size “Hayatın anlamı yok, DNA’larımızın teknik bilmemneleri yüzünden yaşıyoruz” denseydi, ölmek istermiydiniz?

Neden istemezdiniz?

Soracak hiç bir şeyimiz olmasaydı, uzayı, evreni vs vs. heyşeyi ama heyşeyi bilseydik, yine de “hayatın anlamı”ndan bahsediyor olurmuyduk? “Hayatın anlamı” kavramı bu gizem yüzünden mi ortaya çıktı?

Posted in Genel | 1 Comment »

Bloglar ve yeni yaşam tarzı “Location Independent”

Posted by Ozlem Ercan Mayıs 12, 2009

b&w self

Şu dünyada yapmak istediğim işlerle yaşam tarzını birleştirebileceğim bir site ve kaynak buldum sonunda.

Önce Seth Godin aracılığı ile Chris Guillebeau‘ya ulaştım. Chris sürekli seyahat eden bir yazar. Hem sürekli blog yazıyor, hem küçük kitaplar yayınlıyor hem de tüm ülkelere gidebilmek gibi bir hedefi var.  Hayatında hiç bir ofis işinde çalışmamış. Okulu bitirdikten sonra Afrika’da gönüllü bir işe girmiş ve dört yıl orada çalışmış. Daha sonra Amerika’ya geri döndüğünde tam bir işte çalışmaya başlayacakmış ki çalışmamanınkendisi için daha yararlı olacağını düşünmüş. Tabii burada çalışmak ile 9-6 arası ofis işlerini kastediyor.  Kendisi için daha özgür bir iş kurmaya koyulmuş.

Şu anda hem hedeflediği ülkeleri geziyor – Türkiye’ye de gelmiş bu arada – hem de kendi deyimi ile “non-conventional”, yani “geleneksel olmayan” hayat tarzı hakkında benim gibi yerinde duramayanları bilgilendiriyor.

Chris’in yazılarını ve iki kitabını okuyup, e-mail ile blog postlarını almaya başladıktan sonra, bir web sitesine daha ulaştım. Bu site de Chris’in aslında yazmayı planladığı “Yerden Bağımsız İş Kurma” yani “Location Independent Business” hakkında.  Bu sitenin kurucuları Lea ve Jonathan adlı bir İngiliz çift. İngiltere’de ofis hayatlarını sürdürürken, artık bu şekilde yaşayamayacaklarını anlayıp kendi yapabildikleri işleri on-line olarak dışarıdan sunmaya başlamışlar. Web üzerinden site tasarımı, SEO ve web danışmanlığı yapmışlar.

Siteleri şu adreste: Location Independent

Bu şekilde işlerini geliştirip dünyanın herhangi bir yerinde çalışıp para kazanabilecek hale gelmişler ve bir sürü ülke gezmişler. Şimdi de tecrübelerini paylaşıyorlar ve profesyonel danışmanlık hizmeti veriyorlar.  Siteye girip yazıları okuyabiliyorsunuz. Eğer kendi on-line işinizi yürütme konusunda ciddi düşünceleriniz varsa, yazdıkları kaynakları satın alabiliyorsunuz. Bu kaynaklar sıra ile hangi iş türünün bu tür yaşam tarzına uygun olduğunu, iş kurmanın temel aşamalarını, pazarlamasını vs. detaylı olarak içeriyor.

Para vermeye hazır değilim derseniz de blog sayfalarını okuyabiliyorsunuz.

Ben ilk modülü satın aldım. Daha okumaya başlamadım. Sakin bir zamanı bekliyorum okuyup not almak ve kendi yapmak istediğim işlere uyarlamak için.

Posted in Genel | Etiketler: , , , , , , , | Leave a Comment »

Aha!

Posted by Ozlem Ercan Nisan 15, 2009

Ben demiştim lafı biliyorum çok itici ama vallaha ben demiştim.

Bkz. Aşağıdaki yazılarımdan : Bir gün

Bir başkasının dev evreninde küçücük bir toz bulutuyuz demiştim.

İşte yeni haberler: dev bir ele ve göze benzeyen şekiller bulunmuş uzayda.

Hürriyetin haberi aynen:

Fotoğraf NASA tarafından çekildi. Uzayın derinliklerinde yıldızları kavrayan mavi bir el bulundu.
ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA tarafından yayınlanan bu fotoğraf büyük bir tartışma yarattı. Fotoğraf Chandra-Röntgen Gözlemevi’nde çekildi. Fotoğraf bir ele benzediği için NASA’lı araştırmacılar tarafından ‘Tanrının eli’ olarak adlandırıldı.

Görüntüde 12 kilometre çapında bir nötron yıldızları kümesi görülüyor. NASA’lı bilim insanları yıldızın 1700 yaşında olduğunu ve dünyadan 17 bin ışık yılı uzaklıkta bulunduğunu açıkladı.

NASA 2003 yılında da yine uzayda çekilmiş bir fotoğrafa “Tanrının gözü” adını vermişti. Astronomi uzmanları evrende devasa bir göze benzeyen ve kayıtlara “Tanrı’nın Gözü” olarak geçen oluşumu incelemeye almışlardı.

tanriningozu1

tanrinineli



Posted in Genel | Etiketler: , , , , | 2 Comments »

Fotoğraf – Yazı

Posted by Ozlem Ercan Nisan 12, 2009

haydarpasa

Hayatımda yapmak istediğim iki şey:

– Fotoğraf çekmek

– Yazmak

İkisi de yaratıcı işler olmasına rağmen bazen kafamda bir soru oluşuyor. İkisinden birini yaparken diğerini öldürüyor muyum acaba?

Fotoğraf çekmek de yazmak da aslında insanın kendini, dünyasını ve görüşlerini ifade etmenin iki farklı yolu. İkisini birden seçmek ikisini de yarım mı yapmaya neden olur acaba?

Kendimi yazıyla ifade edemediğim zaman mı fotoğraf çekeceğim? Yoksa fotoğrafda söylemek istediğim anlaşılmazsa korkusuyla bir de yazı mı yazacağım?

Yazı ve fotoğraf birbirinin zıttı iki eylem gibi geldi bir an.

Posted in Genel | Etiketler: , , , | 2 Comments »

Gerçekten görüyor muyuz?

Posted by Ozlem Ercan Mart 31, 2009

kadikoy_k

– Bir gün sabah kalktığında tuvalete gitmeden önce camı aç, hava al

– Evde kahvaltı ediyorsan, çaydanlığı sağ yerine sol elinle tut, çeşmeyi sol elinle aç

– Masada her zamankinden başka bir sandayeye otur

– Önce peynirden başlıyorsan bu sabah da reçelden başla, hatta kahvaltına yeni bir tat ekle ve ondan başla

– Çayına şeker atıyorsan atma, atmıyorsan at, bir de böyle iç

– Giyinirken kemerini sağdan sola doğru çekerek bağlıyorsan, soldan sağa bağlamaya başla

– Dişlerini sol elinle fırçalamaya çalış

– Önce sol ayakkabını giy, sol ayağının bağcığını bağla

– İşe gidince hemen çay alma, biraz zaman geçirdikten sonra al

– Zaten çay almıyorsan, yerine oturduğunda hemen outlook’u açma. Önce başka bir dosyaya bak.

– İnternette hiç okumadığın bir gazeteyi oku,

– Masanın üzerinde her zaman duran eşyaların birinin yerini değiştir, örneğin zımbayı çekmecene koy, böylece elini attığında orada bulama ve bir saniye düşün

– Mouse’u sol tarafına al ve sol elinle tıklamaya başla

– Evde her akşam oturduğun koltuğa oturma, yerini değiştir, başka bir koltuğa otur

– Yemek masasını hazırlarken çatal ve kaşığın yerini değiştir

– Meyve yeme veya belli bir saatte atıştırma alışkanlığın varsa, saatini değiştir

– Yatağın diğer tarafında yatmaya başla

– Yatarken cep telefonunu başka bir yere koy, alarmı kurup da yerini değiştirirsen daha iyi olur

– Bütün bunları üç hafta aynı şekilde yapmaya devam et

– Üç hafta sonra alışınca, yine eski haline dön

Artık gün içinde yaptığın ve olağan sayılan eylemlerin farkında mısın? Bunların hayatında ne kadar yer kapladığını?

Peki artık “her şey aynı ve hayat çok sıkıcı ve monoton” gibi “çok sıkıcı” cümleleri hala kurmaya devam mı edeceksin?

Posted in Genel | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

Zeitgeist – Zamanın Ruhu

Posted by Ozlem Ercan Mart 20, 2009

http://www.thezeitgeistmovement.com/

http://www.zeitgeistmovie.com

Sözlükten zeitgeist kavramı:

hegel’in meşhur ettiği sonraları kuhn ve popper okuyanların evet gerçekten de var böyle bir şey dedikleri ve anlamı zamanın ruhu olan almanca sözcük. newton bütün bilgilerini bulduklarını 500’lü yıllarda anlatsaydı hiç bir şey olmazdı, o dönem kimse bunlarla ilgilenmiyordu. zaten tarihin kendisi de newton’a hazır değildi. tarih hazır olduğunda newton söyledikleriyle her şeyi değiştirdi. belki gerçekten 500’lerde newton’un söylediklerini söylemiş birisi vardı: nietzche gibi… tarih hala ona hazırlanamadı.
(zeitgeist, 10.06.2004 01:33 ~ 13.06.2004 14:42)e(256,4651690,’zeitgeist’);

birseyin degerini belirleyen, onu one cikaran sartlarin toplami yani konjonktur olarak da dusunulebilecek ayrica zamanin ruhu gibi zamanin iklimi olarak da cevrilebilecek kavram. misal einstein‘in izafiyet teorisini ortaya atan ilk kisi olmadigi iddia edilir*; ondan once de buna benzer gorusler ileri surmus insanlar oldugu soylenir ama einstein’in yasadigi donemin zeitgeisti onun on plana cikmasina, popüler olmasina yardimci olmustur.
(mahzun yuzlu sovalye, 21.12.2004 14:22)e(256,6531966,’mahzun yuzlu sovalye’);

Zeitgeist Hareketi:

Son yıllarda okuduğum ve öğrendiğim konulara paralel olarak aslında böyle bir hareket beklediğimi söylemeliyim. Şu anda bizim gibi “kurtulmak” isteyenlere tüm işaretlerin verildiğini düşünüyorum.

Örneğin bir kısım insan foton kuşağından bahsediyor. Aydınlanma, yüksek bilinç, kişisel olarak en üst seviyeye ulaşma vs. tartışılıyor.

Bilim cephesinde ise daha uzun yaşam, hatta ölümüzlük telaffuz edilmeye başlandı. Bu da “düzen”in tamamen farklılaşması demek.

Bir kısın insan da 2012’de dünyanın sonu gelecek diyor. Fotoncular bunu “yeni bir gerçekliğe geçiş” olarak tanımlıyor.

Kuantum fiziği ortaya çıktığından beri tüm gerçeklik ve zaman anlayışımız değişti. Artık partiküllerin zamanda geri gittiğini ve yoktan var olduklarını, bir anlamda “anti-evren”e gidip geldiklerini bulduk. Olasılık kurallarına göre hiç bir şey “olasılıksız” değil.

Kişisel gelişim hareketi, farklı bir deyişle “kişisel kurtuluş” tezleri artık herkesin ilgi alanında. Kuantum fiziği ile birlikte ortaya çıkan, hatta devam diyebileceğimiz “Kuantum düşünce ve sıçramalar”.

Bu konularla ilgili insanlara göre din olgusunun çöküşü, tanrı kavramının bir anlam ifade etmemesi…

Ve daha bir çok şey…

Aslında tek tek ele alınca belki de saçma gelen konular…. Benim gözümde ister abartılmış olsun, ister farklı ifade edilmiş, yeni bir dünya düzenine geçişi ifade ediyor. Öyle olmaz da böyle olur veya şöyle olur henüz bilemiyorum.

Ama dünyada bir çok insan artık yeni bir şeyler söylemenin ve yapmanın vaktinin geldiğine inanıyor.

Umarım o zaman bu zamandır ve bizim kuşağımızın konuya bir faydası olur. Belki de kıyamet şimdi ve burada yaşanıyordur….

Posted in Genel | Etiketler: , , , , , , , , , , | Leave a Comment »

Neler yapıyorum…

Posted by Ozlem Ercan Mart 17, 2009

cape-town

Bir süredir buraya yazmadım ama bu zaman içinde de boş durmadım.  Aşağıdaki sayfaları yarattım.

İstanbul’da yaşamakla ilgili:

Istanbul : Live or leave   www.squidoo.com/living_Istanbul

Güney Afrika tatilim:

My South African Experience  www.squidoo.com/south_africa_experience

Güney Afrika tatilinde işinize yarayacak yararlı bilgiler:

Useful tips for your family holiday in SAwww.squidoo.com/southafricatips

Ve kendimle ilgili yarattığım sayfa:

About me: Özlem Ercan www.squidoo.com/ozlemercan

Linkler özellikle görünsün istedim çünkü www.squidoo.com sitesini son günlerde oldukça sık ullanıyorum. SQUIDOO, bildiğiniz konularda herkese yardımcı olacak sayfalar yaratmanızı sağlıyor.  Sayfalara Amazon ve E-bay’dan ürün likleri koyabiliyorsunuz. Bu sayede para bile kazanabilirsiniz. Bir bakın derim.

Bir de wordpress’te fotoğaflarımı konularına göre daha düzenli tutabileceğim bir sayfa yaptım. Ona da şuradan ulaşılabilir:

Ozlem Ercan Photography

Bunun dışında;

Bu blogu yaratma amacım başarılı olduklarını düşünen ve hayallerini gerçekleştirmiş insanlarla sohbetlerimi yayınlamaktı.  Öncelikle bu konu üzerinde çalışmak istiyorum, o yüzden hazırladığım diğer yazılar şimdilik taslak olarak duracak.

Posted in Genel | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

Hayat ve tesadüfler

Posted by Ozlem Ercan Şubat 24, 2009

dsc_2244

Bugün bir yazıya denk geldim. Hayatın tesadüflerden oluşmadığını, herşeyin bir nedeni olduğundan ve bulunduğumuz yer için şükretmemiz gerektiğinden bahsediyordu. Genelde bu tip yazıları oldukça itici bulurum. Neredeyse hepsi birbirinin aynısı ve nedense hepsi de şükretmek ile bitiyor.

Ben tesadüflere şöyle bakıyorum:

Karşımıza rastlantısal olarak çıktığını sandığımız her şey aslında zaman zaman karşımıza çıkan, ancak o anlarda farkedecek düzeyde olmadığımız için ne olduğunu anlamadığımız şeyler. Örnek mi? İşte burada:

Ben sık sık kitapçıya giderim. Ama çoğunlukla aklımda belli bir kitap yoktur. Rafların arasında dolaşırım, her bölüme bakarım. Tüm rafları şöyle bir gözden geçiririm. Ne ilginçtir ki o an ilgimi çeken konuya ait beni bir adım ileriye götürecek kitap hep karşıma çıkar. Bu olayı farkettiğim için artık hiç şu kitabı alacağım, şimdi ne okusam acaba demem. Filmler ve belgeseller için de aynı şey sözkonusu.

O günlerde ne tür konularla ilgileniyorsam, sıradaki okumam gereken kitap bir şekilde “beni bulur”. Ve beni hiç düşünmediğim noktalara götürür. Yani okuduğum her kitabı sırayla okurum. Sırası gelmemişse kapağını bile açmaya üşenirim. Belki bir yıl sonra tekrar beni çağırdığında elime alırım ve çok ilginç gelir, bir seferde bitirmeye çalışırım.

Buna tesadüf denebilir mi? Bence sadece algı açıklığı veya algıda seçicilik denen durum buradaki. “Sıradaki” kitabın bana nasıl geleceği konusunda hiç bir fikrim ve yöntemim yok.

Yaklaşık iki yıl önce aklıma Kuantum Teorisi takılmıştı. Okumak, öğrenmek istiyordum ama bir ucundan tutmaya da çekiniyordum. O sıralarda haftaiçi bir günde teyzemle Osmanbey’de gidecek bir film arıyorduk. Sinemalarda da  “Ne biliyoruz ki” adlı film gösterimdeydi. Filmin bilimsel bir şeylerle ilgili olduğunu anlamıştım ama içeriği hakkında hiç bir fikrim yoktu.  Neyse bizi çeken başka bir film olmadığından bu filme girdik.

O günden sonra gittim ve “Schrödinger’in Kedisi” adlı kitabı aldım. Yine yazar vs. hakkında pek bir fikrim yoktu.

Bu kitap biraz karmaşık anlatıyor derken karşıma “Alice Kuantum Diyarında” diye bir kitap çıktı. Bu kitap kuantum teorisinin biraz daha basitleştirilmiş haliydi.

Daha sonra “Olasılıksız” adlı kitap çıktı. Kuantumun temel taşlarından biri olan olasılık konusunu ele almıştı. Ondan sonra aynı konu etrafında dönen Malcolm Galdwell’in “Blink” adlı kitabını ve Stefano D’Anna’nın “Tanrılar Okulu”nu okudum.

Hayret verici taraf ise son iki kitabı kocamın alıp getirmiş olmasıydı. Gördüğüm anda okumaya başladım ve bir kez daha “sıradaki” kitapların bana geldiğini gördüm. Bunlardan sonra da ilgili pek çok kitap okudum.

Şu anda bir şey okumuyorum ama eminim ki yarın sabah kitapçıya gitsem okuyacağım kitap bir şekilde karşıma çıkacak. Belki 30 yıl önce basılmış olacak ama benim algılarım ve anlayışım için sırası gelmediğinden bugüne kadar görmemiş olacağım.

Bu işi fark ettiğimden beri – yaklaşık on yıl diyebiliriz – hayatta karşıma çıkmasını istediğim şeyler için çok kasmıyorum. Yaşamak istediğim şeyler elbet sıraları geldiğinde ve ben hazır olduğumda yoluma çıkacaktır. Bu nedenle sakinim ve rahatım.

Posted in Genel | Etiketler: , , , , , | Leave a Comment »

Zaman (3)

Posted by Ozlem Ercan Şubat 7, 2009

dsc_2437

Hayatımızdaki zaman kavramını bir de şöyle düşünüyorum:

Şu anda ortalama ömrümüzün 80 yıl olduğunu varsayalım. Dünya yaşına göre ve doğa olaylarının olma sıklıklarına göre bizim hayatımız inanılmaz kısa. Aslında bir kısım gündelik olay için bile kısa.

Bir yanardağın patlamasını ele alalım. Ömrümüzde bu olayı görme olasılığımız oldukça az, ancak dünya tarihinde belki milyonlarca kez yanardağ patlaması yaşandı. Eğer 80 değil de, 500 yıl yaşasaydık belki bir kaç tanesine şahit olacaktık ve bizim için büyük bir olay olmayacaktı. Veya yüz bin yıl yaşasaydık kıtaların kaymasını takip etmek bizim için çok sıradan olacaktı.

Hayatımız 200 yıl olsaydı bile, bir çok kez deprem yaşayacaktık, belki de bize beş on kere araba çarpacaktı. İyi tarafı ise bir kaç kez dünyayı dolaşacak zaman bulacaktık, bir çok çocuk yapacaktık, ailelerimiz çok geniş olacaktı.

Tam tersi çok daha kısa olsaydı, mesela 10 yıl, bugün yaptığımız olağan işlerin bir çoğundan haberdar bile olmayacaktık. Ama düşünce şeklimiz tamamen farklı olacaktı.

Kısaca gelmek istediğim nokta; zaman gerçekten göreceli bir kavram. Ben sık sık zamanın çabuk geçmesinden yakınırım ve yapmak istediklerimi yapamamaktan korkarım. Ancak büyük büyük zaman dilimlerini düşününce biraz rahatlıyorum ve endişelerim hafifliyor, daha doğrusu endişelenmek çok boş geliyor.

Yani şu anda istediğim bir şeyi 10 yıl sonra da elde etsem çok farketmiyor. Onun için çabalamam yeterli. Bir yıl yada 10 yıl sonra başarmanın arasında-  “yüz bin yıl” kavramını düşünürsek – yok denecek kadar az bir fark var.

O yüzden aceleye gerek yok, herşey yavaş yavaş…

Posted in Genel | Etiketler: | Leave a Comment »